|  
  |  
Rss
  |  
Ekim 31, 2014
 
 
 
 
 
 

Selahaddin Eyyubi, ne yazık ki hakkı ile bilinmiyor

28 Eylül 2010, Salı / AHMET YILMAZ - ÖMER FEVZI İPEK , DRAMMEN
Add to Google

Pakistan asıllı çok tanınmış bir yazar ve ünlü bir film yapımcısı olan Tarik Ali ve Norveç´in önde gelen şairlerinden olan ve ayni zamanda oyun yazarlığı yapmakta olan Thorvald Steen ile beraber yazmış oldukları Selahaddin Eyyubi oyunu ve gündem ile alakalı yapmış olduğumuz söyleşiyle sizleri baş başa bırakıyoruz.

 

Bildiğimiz kadarı ile oyunun bu hale gelmesi 5 yılınızı aldı, ve oyunda Norveç`in en önemli aktörlerinden biri olan Bjørn Sundquist ve bununla beraber bir çok ünlü ismin de yer aldığını görüyoruz. Oyun hakkında kısaca bahseder misiniz?

Tarık Ali; Bu oyun Selahaddin ve Richard hakkında bir oyundur. Gerçek hayatta bu ikili hiç bir araya gelmemiştir ama orduları 1191 de karşılaşmıştır. Selahaddin`in Kudüs`  almasının ardından, dönemki papa tarafından, Richard 3. Haçlı seferlerinde ordunun başına getirilmiştir. Çünkü batı yaklaşık 100 yıldır kontrolünde olan Kudüs`ün ellerinden gitmesine çok kızmıştı. Selahaddin, Kudüs`ün kontrolü eline geçtikten sonra, tüm insanlara kendi dinini ve kültürünü yaşama özgürlüğü verdi. Yalnız haçlılar kontrolünde olan Kudüs için aynısını söylemek mümkün değil. Tabi bu batıyı fazlası ile provoke etmişti. Çünkü Richard the Lionheart Musevilere karşı bir çok yerde aşırı derecede acımasız davranmış, toplu katliamlar yapmıştı. Bu bağlamda Selahaddin`in yüceliği, hoşgörüsü ve ne kadar önemli bir lider olduğu ön plana çıkıyor. Herkesin din ayrımı fark etmeksizin kabul etmesi gereken bir gerçek var ki, o da Selahaddin`in tüm dinlere karşı olan hoşgörüsüdür.

 

Peki, bu bağlamda oyunun, problemlerin çözümüyle alakalı ne tür bir katkısı olacaktır?

Tarık Ali;Ne kadar akıllıca ve güzel yazılmış olursa olsun, ben bir oyunun, bir şiirin, bir romanın bir şeyleri değiştirebileceğini zannetmiyorum. Oyunu bu amaçla yazdığımızı söylemek zaten aptalca olur. Değişebilecek tek şey insanların kendisidir ve eğer bu oyun insanları biraz olsun tarihi gerçekler karşısında düşünceye itebilirse bu oyun amacına ulaşmış demektir. Ne yazık ki Selahaddin günümüzde tam manasıyla bilinmiyor ve eğer bu oyun birilerine bazı gerçekleri gösterebilirse ne mutlu bize. Bu oyunun da verdiği bir ana mesaj var o da “iki farklı taraf var ve ikisini de dinle”. Günümüzün problemi de bu zaten, karşı taraf dinlenilmiyor ve dinlenilmeyince de problemler büyüyor. Bildiğiniz gibi, su an itibari ile irak`da bir milyondan fazla insan öldü. Düşünebiliyor musunuz bir milyon! Bu başlı başına bir Avrupa ülkesi demek.

 

Torvald; Richard the Lionhearth hakkındaki yalanlar batıda hala devam etmekte. Robin Hood kitapları küçükken benim favori kitabimdi ve bu kitaplardan aldığım mesaj doğrultusunda Richard The Lionhearth bir kahramandı. Ta ki seksenlerin sonuna doğru Selahaddin hakkında gerçekleri araştırana kadar. Selahaddin hakkında ilk defa, Arap asıllı iki arkadaşım tarafından seminer vermek için davet edildiğim bir gün duydum. Onlara şunu sordum; kendi evladın bir İsrail askeri tarafından öldürülmesine rağmen nasıl bu kadar toleranslı olabiliyorsun? O bana dedi ki benim kahramanım Selahaddin`dir. İlk defa duymuştum, Alaaddin`i duymuştum ama… Norveç üniversitelerindeki kimse onun hakkında bir şey bilmezken ben derinlemesine onu araştırmaya başladım ve Richard the Lionhearth` ın gerçekte neler yaptığını gördüm.

 

O zaman bu oyun tarihsel bir kurgu değil tarihsel gerçekler!

Torvald; Kesinlikle, bu tamamen gerçek olan tarih. Tarihi gerçekleri kesinlikle saptırmıyoruz ama oyunun akıcılığı açısından bizim oluşturduğumuz bazı şeyler var, mesela Selahaddin ve Richard the Lionhearth gerçek hayatta karşılaşmazken bizim oyunda karşılaşıyorlar.

 

Cennetin krallığı adlı filmin ilk gösteriminden sonra bazı batı ülkeleri bu filme fazlasıyla karşı çıkıp tepkilerde bulunmuşlardı. Bunu neye bağlıyorsunuz?

 Tarık Ali; Batı diğer ülkelere göre kendini her zaman on planda görmüştür, bundan dolayı Arapların o ihtişamlı döneminden hiçbahsedilmez. Aksine batıda her zaman Müslümanlarla alakalı negatif propagandalar yapılmıştır. Ve ne yazık ki şu an, Müslümanlar ve İslam kültürü Usame bin Ladin tarafından temsil edilmekte… bu tamamen bir kışkırtmadır. Torvald Steen; Bana göre bu film de en iyi olan şey iki tarafında tavrı ve görüşleri açıklıkla gösterilmesiydi, örneğin Selahaddin ile onun en büyük düşmanı Raymond karşılıklı konuşup anlaşmışlardı. Her şey tamam ama film de yapılan fahiş bir hata vardı oda sonundaki savaş. Gerçekte Kudüs alınırken Selahaddin hiç bir askeri güç kullanmamış, kimsenin canı yanmamıştı. Dolayısıyla hem Yahudiler hem Hıristiyanlar güvenli bir şekilde Kudüs`u terk etmiş, hatta Hahamlar ve Hıristiyan liderler Selahaddin`i desteklemişlerdi. Bunlar tarihi gerçeklerken oluşturulan bu durum gerçekten çok komik. Karikatür krizi su an gündemde değil ama siz bu coğrafyadan biri olarak bunun hakkında neler söylemek istersiniz? Torvald Steen; En başta şunu belirtmek isterim ki ben İslam fobisi karşıtıyım ama ne yazık ki su an bu durum Avrupa`da mevcut. Danimarka`

da, göçmenlerin çoğalması ile beraber yabancılara karşı bir düşmanlık başladı. Bukarikatürleri yapan ise Danimarka`nın önde gelen sağcı gazetelerinden bir tanesi. Yapılan karikatüre baktığımızda çizilen kişi bir Arap dan daha çok Hindistanlı yada Pakistanlı birine benziyor. Dolayısıyla bu tamamen başta göçmenler olmak üzere Müslümanlara karşı bir kışkırtma ve provokasyondur. Bunun düşünce ve basın özgürlüğüyle uzaktan yakından alakası yoktur. Durum böyleyken önemli olan soru, bu durum nasıl düzeltebilir? Bence bu karikatürleri yapanlar ve yayınlayanlar kendilerine, bu durum provoke edilmeye değer mi diye sormalılar. Baktığımızda dünyada çok daha önemli şeyler olup bitiyor. Aynı şey Müslümanlar için de geçerli, Irak`da bir milyondan fazla kişi ölmüşken, Afganistan`da bir çok kişi ölmüşken, savaşa ne kadar karşı durabildik? Sefalet içinde yaşayan o insanlara ne kadar yardım edebildik ve ediyoruz? Durum böyleyken tutup karikatür gibi bir takım provokasyonlarla meşgul olmak bana pek mantıklı gelmiyor. Provokasyonlar dünde vardı, bugün de var ve yarında olacak, Selahaddin zamanında da vardı. Yaşadığım bir örnek vereyim, Kürt tanıdıklarımdan bir tanesi bana dedi ki; “Selahhaddin o kadar güçlü bir devletin başındayken neden büyük Kürdistan devletini kurmadı” burada unutulan şey Selahaddinin ne derece enternasyonal biri olması. O donemde Arap dünyasını bu derece güzel yönetmeyi başarabilen başka bir lider yoktu ve bu kişi bir Kürt, bundan dolayı Kürtler ne kadar iftihar etse azdır. Selahaddin den sonra yirminci yüzyılda bu vazifeyi hakkıyla Kemaleddin Nasir yapmıştır diyebiliriz. Su an ne yazık ki Arap dünyasında tüm dünyayı düşünen diyaloga açık bu çapta bir lider yok. Göçmenlerin su an ki durumu ile alakalı ve oluşan çok kültürlü toplumlardaki sorunlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Tarık Ali; benim için çok kültürlülük tek bir şeydir, karşılıklı kültürlerin etkileşmesidir, yeniliklere açık olmaktır, farklı düşüncelere saygı göstermektir. Doğru yada yanlış tüm düşüncelere karşı saygı duymak lazım, ama bu değil ki eleştiri olmayacak. Eleştiri olmadan karşılıklı iletişimde olmaz.

 
E-bülten Üyelik
ZAMAN