|  
  |  
Rss
  |  
Ekim 20, 2014
 
 
 
 
 
 

Fiziksel hastalıkların ne kadarı psikolojik?

21 Kasım 2013, Perşembe / ARZU KILIÇ, İSTANBUL
Add to Google
Çeşitli şikâyetlerle doktora giderek ‘bir şeyin yok’ teşhisiyle geri döndüğünüz oldu mu hiç? ‘Psikosomatik’ hastalıkların etkileri fiziksel olsa da temelinde içe atılan psikolojik sorunlar yatıyor.
 

Stres ve endişe gibi psikolojik durumlar, hemen her hastalığın tetikleyicisi kabul edilse de bazen durum bundan daha fazlası olabiliyor. İfade edilemeyen bir ruhsal sıkıntının, bedende bir rahatsızlık şeklinde kendini göstermesi olarak tanımlanan ‘psikosomatik’ rahatsızlıklarda, hasta çoğu zaman gerçekte olmayan bir hastalığın şikâyetlerini taşıyor. Sözel olarak ya da öfke ve kızgınlık yoluyla bile dile getirilemeyen stres, travma, uzun süreli endişe ve sıkıntı gibi problemlere vücut da bu duruma kendince bir çözüm üretmeye veya uyum sağlamaya çalışıyor. İfade edilemeyen duygular kendisine en yakın bir organ bularak organın çalışma mekanizmasında sorunlar kendini göstermeye başlıyor. Böylece bir organ dili oluşuyor ve kişi kendini yaşanan hastalıkla ifade etmiş oluyor. Bu hastalıklar; kalp, mide ve bağırsak hastalıkları olabileceği gibi, kas ve eklem ağrıları, astım, tansiyon ve alerjik hastalıklar şeklinde de görülebiliyor. Fizyolojik araştırmalar sonucunda ise rahatsızlığın bu boyutunu açıklayabilecek ölçüde herhangi bir fiziksel bulguya rastlanmıyor.

Ne şekilde görülüyor?

Ruhsal rahatsızlıklara ve strese karşı hassas olan organ, kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Kimileri kalp hastası olmaya adayken, kimisinin midesi daha duyarlı olabiliyor. Psikolojik sıkıntıların dışa vurumu olan psikosomatik rahatsızlıkları ise şöyle sıralamak mümkün…

Mide rahatsızlıkları: Araştırmalara göre stresin etkilediği organların başında mide geliyor. Yaşanan hayal kırıklıkları ve üzüntüyle asit salgılanması ve mide hareketleri artıyor, ülser başlangıcında ve ülserin tekrarlamasında da etkili oluyor. Yine bağımlılık eğiliminin fazla olduğu kimselerde görülen bastırılmış bağımlılık ihtiyaçları da mide hastalıklarına neden oluyor.

Deri hastalıkları: Neredeyse yüzde 80’i stresten kaynaklanıyor. Akne ve sivilce gibi cilt hastalıklarının oluşmasında psikosomatik rahatsızlığın etkisi büyük.

Bağırsak rahatsızlıkları: Takıntılı, bağımlı, narsistik tipteki kimselerde görülebiliyor. Aynı şekilde yaşanan ayrılıklar ve travmalardan duyulan üzüntü de çevresindeki insanlara karşı fazlaca duyarlı ve kırılgan insanlarda bağırsak rahatsızlıkları şeklinde dışa vurabiliyor. Ayrıca bağırsak rahatsızlığı olan kimselerin yüzde 20’sinin hayatlarının bir döneminde depresif bozukluk veya mani yaşadıkları tespit edilmiş.

Sindirim sistemi sorunları: Duygusal anlamdaki çöküntüler yaygın olarak iştahsızlık, yutma güçlüğü, sindirim ve boşaltım sorunlarına sebebiyet verebiliyor.

Solunum sistemi hastalıkları: Enfeksiyon ve alerjenlerin yanı sıra duygusal stres de astımı tetikliyor.

Kas ağrıları: Süregelen stres, sırt ağrıları başta olmak üzere kendini sebepsiz kas ağrıları şeklinde de gösterebiliyor.

İki yönlü tedavi şart

Bir hastalığın fizyolojik mi yoksa psikosomatik mi olduğunu saptamak pek de kolay değil. Bu nedenle yapılacak ilk iş, o konunun uzmanı bir doktora gitmek ve gerçekten fiziksel bir bulgu olup olmadığını, yani hastalığın organik olup olmadığını saptamak. Eğer fiziksel bir bulgu yoksa bir uzmandan yardım alınarak bedenden gelen sinyalleri psikiyatri yardımıyla çözümlemeye çalışmak. Ancak bu noktada yalnız psikolojik tedavi çözüm olarak yeterli görülmüyor. Psikiyatrist Kemal Arıkan, psikosomatik hastalıkların tedavisinde ruhsal ve bedensel tedavinin birlikte yürütülmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Bazı hastalıkların psikosomatik denerek psikiyatriste yönlendirildiğini ancak iki yönlü bir tedavinin şart olduğunu söyleyen Arıkan’a göre, ‘hastalığım ruhsal kaynaklı ise doktora gitmeme gerek yok’ düşüncesine kapılmak hatalı. Hastaya ne tür bir ilaç ve psikoterapi uygulanacağı ise, hastalığın tabiatına göre belirleniyor.

 
E-bülten Üyelik
ZAMAN